
Mimar Sinan'ın "ustalık eserim" dediği Selimiye Camisi'nde yaklaşık 4,5 yıldır süren, Vakıflar Genel Müdürlüğünce Kasım 2021'de bilim kurulu nezaretinde başlatılan restorasyon çalışmalarında hemen her yerine dokulmasına rağmen caminin doğu cephesindeki bir bölüme ise özellikle dokunulmadı.
Balkan Savaşları, 93 Harbi'nde infilak ettirilmek suretiyle yıkılan tarihi Edirne Sarayı'ndan sonra Bulgar topçu birlikleri Selimiye Camiini de hedefe almıştı. Caminin tahrip edilmesi amacıyla gülle atışlarını başlatan Bulgarlar minareyi hedef almıştı. Ancak top güllesi cami cephesine isabet etmiş isabet eden ve cami cephesinde iz bırakan bölüm, geçmişin sessiz tanığı olarak korundu.
Rivayete göre Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1930 yılında Selimiye Camisi'ni ziyaretinde bu izi görerek, düşmanın, savaşın yıkıcı etkisini gösteren, bir ibadethane ve anıt esere saldırının göstergesi olarak korunmasını istemişti. İşte o köşe o yıllardan bu zamana, 1938, 1956, 1960 ve 1982 yıllarındaki kısmi restorasyonlar da dahil olmak üzere dokunulmazlık zırhıyla korunmaya çalışılıyor.
Edirne'de Düşman İşgali
1361 yılında fethedilen Edirne, Osmanlı hakimiyeti döneminde 3 kez ( İkisi Ruslar, biri Bulgarlar ) karanlık günler yaşandı.
Balkan Savaşları ile birlikte zor günler yaşayan Edirne, 9 Ekim 1912'de Bulgar saldırılarına maruz kaldı. Şükrü Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, bu başkentlik yapan kenti 6 ay yakın bir süre savundu. Saldırıların, Selimiye Camii'ne yönelmesi üzerine Edirne 26 Mart 1913'te teslim oldu.
Selimiye Caminin Mimari ve Manevi Sırları
Mimar Sinan'ın "ustalık eserim" dediği Edirne'deki Selimiye Camii'nin sırrı, tek bir gizemden ziyade, 16. yüzyıl matematik, geometri ve akustik bilgisinin kusursuz bir mimari sentezle taşa işlenmesidir.

Mimar Sinan'ın "ustalık eserim" dediği Edirne'deki Selimiye Camii'nin sırrı, tek bir gizemden ziyade, 16. yüzyıl matematik, geometri ve akustik bilgisinin kusursuz bir mimari sentezle taşa işlenmesidir.
Koca Sinan, taşların altına nice bilmeceler yerleştirmiştir. O, ustalık eseri olan Selimiye’de müezzin mahfilini kubbenin tam merkez ve izdüşümüne yapmakla câminin bütünüyle “Arş ve Kâinât”ı, müezzin mahfilinin ise Arş’ın izdüşümündeki “Beyt-i Mâmûr”u, aynı zamanda Kâbe’yi remzettiğini ifâde eder.
Kare plândan dışarıya taşan yarım daire ise, Kâbe’ye bitişik Hatîm denilen yarım daire şeklindeki kısmı temsil etmektedir. Sinan, müezzin mahfilinde Kâbe ölçülerinin tam yarısını kullanmıştır. Bu ölçüleri de o kadar dengeli ve ahenkli bir şekilde gerçekleştirmiş ki, âdeta:
- Üç Çıkışı Olan Minareler:
İki minaresinde, 82 metrelik minareye, şerefeye çıkan üç farklı yol (merdiven) bulunur. Bu yolları kullanan üç müezzin aynı anda minareye çıkabilir ve birbirlerini asla görmezler. İlk yol 1. ve 3. şerefeye, ikinci yol 2. ve 3. şerefeye 3. yol ise direkt 3. şerefeye çıkar Minarelerin ikisinde üçer yolun, imanın altı esasına dalalet ettiği söylenir. - Kusursuz Akustik:
Caminin tam ortasına fısıldanan bir ses veya yere düşen bir iğnenin sesi, kubbenin özel mimarisi sayesinde yapının her köşesinden duyulabilir. - Manevi Şifreler:
Dokuz yüz doksan dokuz pencerenin, Kâbe’ye hürmete, (Kâbe’de bin pencere var olduğu kabul edilir imiş.)
Caminin içindeki 32 metre çapındaki devasa kubbe genişliğinin, Hristiyan mimarisine galebeye binaen yapıldığı
Külliyede mevcut toplam otuz iki kapının, otuz iki farza işaret ettiği
Kubbeye açılan 5 kademeli pencereler İslam'ın 5 şartını simgeler.
Müezzin mahfilinin 12 ayağı, namazın 12 farzını anlatır.
Vaaz kürsülerinin 4 tane olması 4 hak mezhebi sembolize eder. - Ters Lale Motifi:
Müezzin mahfilinin mermer ayaklarından birinde bulunan ters lale motifi meşhurdur. Rivayete göre; caminin yapıldığı arsada ters karakterli bir lale bahçesi sahibi bulunuyordu ve Sinan bu inadı, lale figürünü ters işleyerek ölümsüzleştirmiştir. - Zemin Mühendisliği:
Minarelerin oturduğu zemin gevşektir. Mimar Sinan’ın temeli attıktan sonra toprağın oturması ve dengeye gelmesi için yapıyı 8 yıl boyunca beklettiği ve modern mühendisliğin kullandığı yapısal çözümleri yüzyıllar önce öngördüğü rivayet edilir.
![]() |
| Bulgarların Balkan Savaşı’nda 26 Mart 1913 günü işgal ettikleri Edirne’de postallarıyla “gezdikleri” Selimiye |
![]() |
| Bulgar askerleri Selimiye Cami avlusunda - 1913 Kaynak : Vikipedya |
Derleme : @seyyaherol
- Edirne'de Bulgar mezalimi. ilgili kupürleri okumak için buraya tıklayınız
- Edirne'nin İşgal edildiği Mart 1913'de Bulgar Çar Ferdinand'ın Selimiye Camii'ne girerken çekilen görüntüleri için buraya tıklayınız
- Selimiye'de Bulgar Yağması .. Çalınan eserleri öğrenmek için buraya tıklayınız




Yorumlar
Yorum Gönder